Kamuoyuna,
6 Şubat 2023 Depremleri, yalnızca bir doğal afetin değil; yıllara yayılan mühendislik kusurlarının, imar aflarının, denetim eksikliklerinin, kamu görevlisi ihmallerinin, siyasi ve idari tercihlerdeki hataların ve bilimsel uyarıların sistematik biçimde göz ardı edilmesinin birikimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir toplumsal çöküşün ifadesidir.
Deprem bölgesinde 39.441 binanın tamamen yıkılmış olması, ağır hasarlı yapı sayısının 200 bini aşması, 53 binden fazla insanın hayatını kaybetmesi, yüz binlerce insanın yaralanması, 1,5 milyondan fazla kişinin evsiz kalması ve yaklaşık 3,3 milyon kişinin başka illere göç etmek zorunda kalması, felaketin niceliksel boyutunu açıkça göstermektedir. Bu yıkım; ekonomik üretimin durması, sanayi ve tarım tesislerinin işlevsiz hâle gelmesi, yüz binden fazla işletmenin kapanması, bölgesel işsizliğin rekor düzeylere ulaşması, yaklaşık dört milyon kişinin psikososyal travma yaşaması, eğitim süreçlerinin kesintiye uğraması, sağlık hizmetlerinin aksaması, kültürel mirasın tahrip olması, kamu altyapısının çökmesi, demografik dengelerin bozulması ve toplumsal hafızanın derin bir yara alması gibi çok boyutlu etkiler üretmiştir.
Bu nedenle deprem suçları, klasik taksir suçlarının ötesine geçen; kentleri, toplumu ve gelecek kuşakları doğrudan etkileyen kamusal nitelikli ağır ihlal suçlarıdır. Bu ölçekte bir felaketin faillerinin infaz sürecinin kısaltılması, erken tahliye edilmesi veya cezanın fiilen görünmez hâle gelmesi; cezanın caydırıcı işlevini ortadan kaldırmakta, deprem bölgesinde adalet duygusunu zayıflatmakta ve devlet-toplum güven ilişkisini ciddi biçimde zedelemektedir. Oysa adalet, yalnızca mahkûmiyet kararının verilmesiyle sağlanmaz; adalet, cezanın toplum tarafından gerçek ve görünür biçimde infaz edilmesiyle anlam kazanır.
Cezanın görünürlüğü, deprem gibi kitlesel yaşam hakkı ihlallerinde hem bireysel hem toplumsal onarımın temel koşuludur. Bu nedenle Adalet, kaybedilen canların geri gelmesi değildir; adalet, bir daha hiçbir canın kaybedilmemesi için kurulan bağdır. Devletin görevi, bu bağı korumak ve güçlendirmektir. 27. maddenin bu hâliyle yasalaşması, yalnızca hukuki değil, toplumsal ve tarihsel açıdan da kabul edilemez bir sonuç doğuracaktır.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Kitlesel yaşam hakkı ihlallerinin üzerini fiilen örten, cezasızlık kültürünü derinleştiren ve deprem suçlarını etkisiz bir infaz rejimine mahkûm eden hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Böyle bir düzenlemenin, hem kaybettiklerimize hem de gelecekte yaşayacak tüm nesillere karşı ağır bir haksızlık olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenle, 27. maddenin yasalaşmasını engellemek amacıyla elimizdeki tüm demokratik ve hukuki yolları kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele, yalnızca ulusal kamuoyu ile sınırlı olmayacaktır. Uluslararası insan hakları mekanizmaları, Avrupa Konseyi organları, Birleşmiş Milletler özel raportörlükleri, uluslararası hukuk kuruluşları ve küresel sivil toplum ağlarıyla işbirliği içinde; cezasızlıkla mücadele, yaşam hakkının korunması ve deprem suçlarının görünür şekilde yargılanması için gerekli tüm girişimleri kararlılıkla yürüteceğiz. Çünkü bu travmanın faili yalnızca binalar değildir; ihmaller, denetimsizlik ve sorumsuzluk zinciridir. Bu nedenle adalet mücadelesi, hem yerel hem uluslararası düzeyde sürdürülmesi gereken bir sorumluluktur. Susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz.
Adalet yalnızca bir talep değil; bizim için varoluşsal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, 27. madde gibi cezasızlık yaratma riski taşıyan düzenlemelere karşı mücadeleyi kesintisiz sürdürmemizi gerektirmektedir. Sonuç olarak, deprem suçlarında sorumluluğu bulunan kişilerin infaz indirimi, erken tahliye veya denetimli serbestlik yoluyla ceza kapsamından fiilen çıkarılmasına yol açacak herhangi bir düzenlemeyi kabul etmiyor; hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış için 27. maddenin ya tamamen tekliften çıkarılmasını ya da deprem suçlarının istisna edilmesini zorunlu görüyoruz.
Bu yalnızca ailelerimizin değil; bu ülkenin adalet duygusunu taşıyan herkesin ortak sorumluluğudur.
Adalet Peşinde Aileleri
Metninin tamamını buradan okuyabilirsiniz.












